“BARIŞIN, DAYANIŞMANIN VE İNSAN ONURUNA YAKIŞIR BİR YAŞAMIN SAVUNUCUSU OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.”
< Geri

“BARIŞIN, DAYANIŞMANIN VE İNSAN ONURUNA YAKIŞIR BİR
YAŞAMIN SAVUNUCUSU OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.”

“Nerede ve kim tarafından yapılırsa yapılsın kadınları, çocukları ve masum sivilleri katledenleri; siyasi, ekonomik çıkarları ve emelleri için Orta Doğu’yu kana bulayan İsrail ve ABD’yi, savaşları, çatışmaları ve şiddeti teşvik eden ve yaşanan katliamlara sessiz kalanları en güçlü şekilde kınıyoruz.”

Ortadoğu’da son dönemde artan gerilim ve özellikle İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, bölge ülkelerini de içine alarak zaten kırılgan olan barış ve istikrar ortamını daha da tehlikeli bir noktaya sürüklemiştir. Her geçen gün büyüyen savaş ve çatışma riski, yalnızca bölge ülkelerinin yanında tüm dünyayı etkileyen bir duruma gelmiştir.

Savaşların ve çatışmaların en ağır bedelini her zaman emekçiler, kadınlar ve çocuklar ve masum siviller ödemektedir. Çatışmalarda sivillerin, kadınların ve çocukların hedef alınması ve hayatını kaybetmesi insanlık vicdanını derinden yaralamaktadır. Nerede ve kim tarafından yapılırsa yapılsın kadınları, çocukları ve masum sivilleri katledenleri; siyasi, ekonomik çıkarları ve emelleri için Orta Doğu’yu kana bulayan İsrail ve ABD’yi, savaşları, çatışmaları ve şiddeti teşvik eden ve yaşanan katliamlara sessiz kalanları en güçlü şekilde kınıyoruz.

Bombalar yalnızca şehirleri değil; insanların hayatlarını, umutlarını ve geleceklerini de yok etmektedir. Barışın olmadığı bir dünyada emeğin haklarının korunması da mümkün değildir. Yıkılan şehirlerle birlikte işyerleri, fabrikalar, üretim alanları ve geçim kaynakları ortadan kalkmakta; yıllar süren emekle kazanılmış ekonomik, sosyal ve sendikal haklar da savaşın gölgesinde yok edilmektedir.

Savaşların, askeri müdahalelerin ve çatışmaların hiçbir sorunu çözmediğini, aksine sorunlarla birlikte halkların acılarını ve düşmanlıkları da büyüttüğünü bir kez daha vurguluyoruz. Savaşların değil barışın, çatışmanın değil diyalog ve diplomasinin hâkim olduğu bir uluslararası ilişkiler düzenin kurulmasını savunuyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ortaya koyduğu “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi, bugün de bölgesel ve küresel barış için en doğru ve en güçlü rehberlerden biridir. Bu ilke, yalnızca bir dış politika yaklaşımı değil, aynı zamanda halkların huzur içinde yaşayabilmesi için ortaya konmuş evrensel bir barış çağrısıdır.

Bu çerçevede Türkiye’nin uluslararası krizlerde ve ülkemize karşı oynanan oyunlar karşısında gerilimi artıran adımlar yerine sağduyulu, dengeyi, diplomasiyi ve barışçıl çözümleri öne çıkaran yaklaşımını ülkemiz ve bölge için çok değerli ve hayati buluyoruz. Ülkemizin farklı coğrafyalarda yaşanan krizlerde barışın tesisi için yürüttüğü diplomatik girişimleri ve çatışmaların yayılmasını önlemeye yönelik çabalarını destekliyor, takdirle karşılıyoruz.

Dünyanın neresinde olursa olsun savaşların sona ermesi, halkların barış ve güven içinde yaşayabileceği bir ortamın sağlanması tüm insanlığın ortak sorumluluğudur. TES-İŞ Sendikası olarak barışın, dayanışmanın ve insan onuruna yakışır bir yaşamın savunucusu olmaya devam edeceğiz.

TES-İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU ADINA
GENEL BAŞKAN İRFAN KABALOĞLU